At Yarışları Ve Çocuklarımız
1457 | | | 00-00-0000

Misafir Yazar - Hamza FARSAK

At Yarışları Ve Çocuklarımız

 

 

            Geçtiğimiz pazar günü YGS yani Yüksek Öğretime Geçiş Sınavı yapıldı. Çocuklarımız gelecekleri için ter döktü. Gelecekleri diyorum, çünkü onlara bunu biz yetişkinler aşılıyoruz. Artık, bu sınav onlar için olmazsa olmaz halini alıveriyor. Hatta zaman zaman öyle duyumlarımız oluyor ki dehşete düşmemek elde değil. Nasıl mı? Mesela, intihar olayları.

            Çocuklarımız demeye dilimiz alışmış, halbuki o yaşta artık onlar çocukluktan çıkıp gençliğe adım atmış durumdalar. Peki, bu gençleri daha ana okulundan başlayarak at yarışı yaptırırcasına koşturup yarıştırmaya değer mi? Onların çocukluk ve gençlik dönemlerinde yaşlarına uygun oyun ve eğlenmeye hakları yok mu? Oyun ve eğlenceden çaldıkları bu zaman dilimi onların hayatlarının borç hanesine yazılıyor mu acaba? Yazılıyor ise, hayatlarının ilerleyen yetişkinlik dönemleri, çocukluklarında ve gençliklerinde kaçırıp göz ardı ettikleri oyun ve eğlenceyi hangi bedel karşılığında ödetir onlara?...

            Hani dedim ya onlar bizim çocuklarımız, yani kanımız canımız. O halde hiç bir ebeveyn kendi çocuklarının ilerleyen hayatlarında kendi akranlarının gerisinde kalmasını istemez. Herhalde anne-babaları kamçılayıp çocuklarını bu yarışa zorlamalarının   en önemli nedenlerinden biri olsa gerek, bu yarış.

            Yarış yapmanın olumsuzluklarının yanı sıra elbette olumlu yanları da var. Ne gibi derseniz? Mutlaka başarı getirecektir derim. Ancak benim anlatmaya çalıştığım olay, her şeyin dozajında tutulabilmesi. Yani kaş yapayım derken göz çıkartılmaması. Diğer bir ifadeyle, başarılı ancak robot yetişkinler mi? Yoksa, hem başarılı hem de "içerisindeki çocuğu" öldürmemiş yetişkinler mi? Sizce hangi yetişkinlerden oluşan toplum daha sağlıklı, mutlu, başarılı ve sosyal olur. Takdiri sizlere bırakıyorum...

            Madem ki eğitim çok önemli, herhalde buna kimsenin ihtirazı olmaz. O halde, eğitim eşitsizliği ortadan kaldırılmalı mı? Sınavlarda, biz bu gençlerin önüne aynı sınav kağıtlarını koyuyor muyuz? Peki, bütün öğrenciler eşit eğitim alıyor mu? Maalesef alamıyor. Neden derseniz, bazıları dershaneye gidebiliyor, bazıları gidemiyor; bazıları özel okula gidiyor bazıları gidemiyor; bazıları özel ders alıyor, bazıları alamıyor. Ancak, sınavda bütün öğrencilere aynı  sorular soruluyor. O halde, eğitimdeki eşitsizliğin giderilmesi gerekmez mi?

            Mesela, girişimci insanlar eğitim konusunda teşvik edilerek özel okulların çoğalması sağlanamaz mı? Nasıl yapılabilir derseniz? Devlet bu müteşebbislere ucuz arsa yağlayamaz mı? Söz konusu okulların; elektrik, su, vergi gibi ödeme maliyetleri düşük tutamaz mı? Bu neyi getirir? Elbette ki  özel okul sayısının artmasını getirir. Özel okul sayısı artınca ne olur? Orta sınıf diye tabir edilen toplum kesimi de çocuklarını özel okullarda okutabilir hale gelmez mi? Zira, okul sayısının artması ayrıca rekabeti de getirip fiyatların düşmesini sağlamaz mı?

            Bu durumda özel okula gidemeyen aile çocukları devlet okuluna gidecektir. Ama hangi koşullarda? Tabi ki sınıflarda ders gören öğrenci sayısı azalmış halde. Az öğrenci ile ders işleyen bir öğretmenin performansını düşünebiliyor musunuz? Bu şartlarda eğitim alan öğrencilerin sınavlara daha eşit şartlarda gireceği kanaatindeyim.

            Bahse konu ettiğim "koşuda", eğitim eşitsizliğinin ortadan kaldırılması dileği ile...

Kalın sağlıcakla.

Top